Beykoz 360’ı kurarken aklımda tek bir düşünce vardı: Beykoz’a daha geniş bir pencereden bakmak. Bildiğimizi sandığımız yerleri yeniden keşfetmek; yanından geçip gittiğimiz bir yapının, bir sokağın, bir ağacın, bir insanın hikâyesine biraz daha yakından bakmak.
Çünkü Beykoz, tek bir fotoğrafa sığmıyor. Boğaz’ın kıyısında başka, ormanın içinde başka bir yüzünü gösteriyor. Tarihiyle, kültürüyle, sanatıyla, emeğiyle ve gündelik hayatıyla birbirini tamamlayan pek çok hikâye taşıyor. Ben bu hikâyelerin bir arada görülebileceği, zamanla zenginleşecek bir yer olsun istedim.
Adındaki 360 da buradan geliyor. Bir konuyu tek açıdan görmekle yetinmemek, merak etmek, farklı seslere kulak vermek. Geçmişe bakarken bugünü kaçırmamak; bugünü anlatırken yarını da düşünmek. Beykoz’un güzelliklerini görünür kılarken, korunması gereken değerlerini de unutmamak.
Bu sayfalarda yalnızca gezilecek yerler bulunsun istemiyorum. Bir cam ustasının emeği, bir mahallenin hafızası, bir sanatçının sözü, doğanın sessizliği ve sokaktaki hayat da kendine yer bulsun. Büyük başlıkların arasında kaybolan küçük ayrıntıların çoğu zaman asıl hikâyeyi anlattığına inanıyorum.
Bir yeri tanımak için ona zaman ayırmak, soru sormak ve anlatılanları dinlemek gerekiyor.
Benim için bu portalın heyecanı da burada: Bitmiş bir şey ortaya koymaktan çok, anlamlı bir başlangıç yapmak. Merakımızı canlı tutarak, özen göstererek ve her yeni hikâyeyle biraz daha ilerleyerek.
Beykoz’da yaşayan, yolu buraya düşen ya da uzaktan merak eden herkes bu pencerenin bir parçası. Zaman içinde farklı insanların bilgisiyle, hatıralarıyla ve bakışıyla çoğalan bir Beykoz 360 hayal ediyorum. Çünkü bir yerin hikâyesi, onu anlatan sesler çoğaldıkça derinleşiyor.
Bu ilk merhaba, aynı zamanda bir davet. Gelin, Beykoz’a birlikte bakalım. Biraz daha dikkatle, biraz daha merakla, her açıdan.
Beykoz 360’a hoş geldiniz.